birliktelik
PANDEMİ VE PSİKOLOJİK ETKİLERİ

Küresel çapta yaşanan ve ülkemizi de etkisi altına alan, bir anda hayatımızı tümüyle değiştiren, bizi, yaşantımızı durduran bir virüsten bahsetmek istiyorum; Koronavirüs (COVID-19). 2019’un son aylarında, 2020’nin başlarında başlayan ‘COVID-19’ bütün dünyayı etkisi altına aldı. Gözle görülemeyen ancak insanların ölümüne yol açan Koronavirüs ile aylardır hem fizyolojik hem psikolojik mücadele vermekteyiz.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Koronavirüs sürecinin, kalabalık ortamlara girmekten kaçınma ile başlayıp yüz yüze iletişimin kesintiye uğramasıyla birlikte bir düzen oluşturmuştur. Sağlığımızı, ekonomiyi, günlük yaşamımızı, kişilerarası ilişkimizi, kendimizle olan ilişkimizi derinden etkiledi. Günlük rutinimizin bir anda değişmesiyle, yetişkin bireyler için süregelen bir iş hayatından, gençler ve çocuklar için ise üniversite ve okul yaşamından zorunlu olarak evde kalma sürecimiz başladı.                                                                                                                                      

Özgürlük ihtiyacımız, karantinanın ilk günlerinde bizi oldukça zorladı. Biz insanlar bir araya gelmekten hoşlanan, sosyal varlıklarız. Yaşamımız başkalarıyla olan iletişimimize bağlı olduğu için çok güçlü sosyalleşme arzusuna sahibiz. İçinden geçtiğimiz ve yaşam tehdidi oluşturan bu süreçte hepimizin şahit olduğu gibi kaygı, korku, endişe ve belirsizlik fark ettiğimiz veya fark etmediğimiz pek çok davranış değişikliğine neden oldu. Birçok insanın böyle bir durumu ilk defa yaşaması herkesi hazırlıksız karşıladı. İçgüdüsel olarak, kimimiz hazır olmadığımız duruma bir şekilde adapte olurken, bu durumda ne yapacağını bilmeyen kimi birey daha fazla psikolojik bunalıma girdi. Salgının diğer bir olumsuz etkisi Koronavirüs’ün bulaş yoluyla aktarılması ve bunun sosyal izolasyona neden olmasıyla günlük yaşamda kısıtlanmalar ve yalnızlaşmaların olmasıdır.                        

Virüsün, bireysel ve toplumsal sorumluluklarımızı hatırlattığını söylemek sanıyorum yanlış olmaz. Kendi sağlığımız ve bir başkasının sağlığı için bizi en zorlayacak şeyi yaptırdı; sevdiklerimize temas etmemeyi. Sevdiklerimize, yakınlarımıza sarılıp, onlarla yan yana olmak, dokunmak bir sevgi ifadesi ve paylaşma halidir. Ne yazık ki Koronavirüs bu konuda bize kendimizi eksik hissettirdi.                

Tabii ki yaşadığımız negatif duygularla bu süreçte, başa çıkabilmek için yeni yollar keşfettik. Kimimiz kendisini mutlu edecek yeni şeyler keşfetti. Önceden  dinlemediği bir müzik türünü dinledi, önceden evde hiç denemediği bir aktivitede bulundu, kimimiz ise sürekli ertelediği planlarını ilerletme yolunda ilerledi.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   Birçok kişinin evde bu kadar uzun süre kalması, kişileri depresif bir hale soktu. İlk pandemi zamanlarında insanlar evde yapacak birçok şey bulurken artık ‘yapacaklar listesi’ teker teker bitmeye başladı.  Acaba ne olacak? Bu pandemi bitecek mi? İş bulabilecek miyim? Eğitim hayatım ne olacak? Evde çok sıkıldım artık kafamı dinlendirmek istiyorum vb. onlarca, yüzlerce soru işareti kara bulut gibi kişilerin etrafında dolaşıyor. Elbet bu pandemi bitecek. Hepimiz biliyoruz ki insanoğlunun çözemeyeceği bir sorun yoktur. Dolayısıyla Koronavirüs’ün ve buna bağlı gelişen psikolojik etkilerin hayatımızdan çıkacağı günler de olacaktır. Bu aşamaya gelene kadar bizim, bireysel olarak bağışıklık sistemimizi düşünüp koruduğumuz gibi ruhsal dengemizi de korumamız ve bu olumsuz duygularla sağlıklı şekilde başa çıkmayı öğrenmemiz gerekmektedir. Rutinlere geri dönmek, yalnız olamadığımızı hissettirecek kişiler ile online da olsa iletişimde olmak ruh halimizi dengelemede yardımcı olacaktır.

Yaşadığımız her şeyin kıymetini bilerek yaşadığımız günlere...

-Özlem CANSIZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.