birliktelik
ÇOCUK KAL RUHUM
                                 Doğum günüm gelmiş yine.  Akıp gitmiş bir yıl daha.  Hani diyorlar ya bir yıl daha büyümüşsün... Bilmiyorlar ki büyümek istemiyorum ben.  Hayata bir yıl daha yaklaşıp aynı zamanda bir yıl daha uzaklaşmışım. Yaslanıyorum arkama ve düşünüyorum ; neler yapabildim bu yaşıma kadar,neleri yapamadım? Elime ne gibi fırsatlar geçti kaçını değerlendirebildim, kaçı kayıp gitti elimden. Başarılı olabildim mi diye soruyorum, tam cevaplayacakken ardından bir soru daha başarmak neydi benim için ne ifade ediyordu? Kafamın içinde sırayla cevaplar veriyorum sorularıma. Ardından bir soru daha büyümek demek olgunlaşmak demek miydi ? Büyüyen herkes olgunluğa ulaşır mıydı? Diğer sorulara nispeten daha hızlı, daha emin bir şekilde cevaplıyorum bu soruyu.  Senede sadece bir gün yeni bir yaşa girdim ama her gün farklı bir olgunluk kazandım.Olgunluk öyle senede bir günle olacak birşey de değildi zaten bana göre.Düşüncelerimin olgunluğuyla ruhumun yaşı da birbirini tutmuyordu hem.Ben tüm bunları düşünürken 00.00 oluyor saat.Evet tam anlamıyla bugün benim doğum günüm artık.Derler ya hani pastaya bir mum daha...Pek hoşnut olmuyorum bu durumdan bir yaş daha büyüdüm çünkü.Çocukluk yıllarım geride kaldı,gençlik yıllarım da yavaş yavaş uzaklaşıp gidecek benden.Biliyorum beni yeni yaşlar,yeni dönemler bekliyor.Onların tadı da bir başka olacak ama çocukluğumu geride bırakmanın burukluğu geçmiyor bir türlü.Belki bedenimin çocukluğumu geride bırakmasına engel olamadım ama ruhumun bir köşesinde çocukluğum yaşıyor ve hep de yaşayacak.Ben bu düşüncelerle meşgulken saat epeyce geç oluyor.Yatağıma uzanıyorum,gözlerimi kapatıyorum ve çocukluğumu düşünmeye başlıyorum derken bu düşüncenin verdiği huzurla uykuya dalıyorum hemencik.  SEN HEP ÇOCUK KAL RUHUM!                                    

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.