birliktelik
Sandalyenin Arkasındaki Arkadaşım
 Karşımda iki sandalye ve ikisi de boş, tek başıma oturuyorum. Etrafta insanlar ve uğultu şeklinde gelen sesleri. Kendimi dinlemem için güzel bir yer ve sandalyelerin arkasında muazzam bir doğa. İnsanlardan çok kuşların seslerini duyuyorum, arada köpeklerde onlara eşlik ediyor. Güneş çok yakmadan göz kırpıyor ve rüzgar hafifçe saçlarımı okşuyor. Bazen karşımdaki yeşilliğe gözüm takılıyor, arasında rengarenk çiçekler, ağaçlar sırayla dizilmiş gibi... Onları izlerken içinde bulunduğum bu hayattan uzaklaşıyor doğanın güzelliğine dalıp gidiyorum. Sonra bir anda havalanan uçak sesleriyle her şey normale dönüyor ve hayatın tüm gerçekliğiyle içindeyim. Masanın üzerinde beni bekleyen notlar, yapmam gereken sorumluluklar...  Bir zaman etrafıma bakıyorum yanlarında arkadaşları olmasına rağmen kendini yalnız hisseden insanlar ve ellerinden hiç bırakmadıkları teknoloji makinası. Benimki de masanın üzerinde duruyor. Tek kaldığımda zaman harcayacağım bir şey değil.  Bulunduğumuz bu zaman diliminde yanımızda birini veya ilgilenmek için bir uğraş arıyoruz. Bulmak içinde çok fazla aramaya gerek yok aslında tam da sandalyelerin arkasında duruyor. Kısacası görmek birazda hissetmek lazım.  Bizlere verilen bu doğa duygularımızı canlandıracak ve ruhumuzu dinlendirilecek, gitmemiz gereken güzel bir dost.  Bu yüzden oturduğum bu masada telefon sadece bir araç ve kendimi yalnız hissetmiyorum.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.