birliktelik
Duyguların Masalı
Night-castle-fairy-tale-clouds-creative-design_1366x768 Bir varmış bir yokmuş. Eski zamanlarda üç yakın arkadaş varmış. Bu arkadaşlara herkes gıpta ile bakar, onlar gibi olmak istermiş. Çünkü onların dünyasında kötülük ve yalan yokmuş, daima bir olmak varmış. Birbirlerine bağlılıkları dilden dile; şehirden şehre, köyden köye dolaşırmış. Bağlılıkları dillere destan olan bu arkadaşların ismi padişaha kadar ulaşmış. İyi yürekli padişah son zamanlarını yaşarken bu arkadaşları görmek ve onlara bir hediye vermek istemiş. Hemen bir elçi gönderilmiş.  Elçi günlerce yol gittikten sonra bu üç arkadaşın yaşadığı köye varmış. Elçinin köye girmesiyle padişahın elçisi köyümüze teşrif etti, diye kutlamalar yapılmış. Bu üç arkadaşa olan sevgi elçinin onlar için geldiğini bildirmesiyle daha da artmış. Ama her hikaye de olduğu gibi bu hikayede de kötü kalpli birileri varmış. Bu üç iyi arkadaşın tam tersi, gaddar kişilikte üç arkadaş daha varmış. Bunlarda ölesiye nefret edermiş bu üç iyi arkadaştan. Elçinin köye bu üç iyi arkadaş için gelmesiyle onlara karşı nefretleri daha da artmış. Üç kötü arkadaş kötülük planları düşünürken, üç iyi arkadaşta padişahla tanışmak için çoktan yola koyulmuşlar. Bu arada kötü arkadaşlarda artık intikam vakti diye kahramanlarımız olan üç iyi arkadaşı takibe başlamış. Kahramanlarımızı yolda öldürüp padişahın huzuruna kendilerinin çıkması kararını almışlar. Kahramanlarımız saraya varmak üzereyken dinlenmek ve bir şeyler yemek için dere kenarına oturduklarında bu fırsatı yakalayan kötü arkadaşlar birdenbire kahramanlarımızın karşısına çıkmışlar. Kaba kuvvet kullanmayı bilmeyen ve savunmasız durumda olan iyi arkadaşlar, bu durumdan kurtulmak için kötüleri ikna etmeye çalışmışlar. Ama bunları dinlemeyen kötü arkadaşlar bu üç iyi kahramanı öldürmek için harekete geçmişler. İçlerindeki kötülük ve intikam duygusundan dolayı rakip olarak gördükleri üç iyi arkadaşı öldürmüşler. Sonra padişahın sarayına doğru yola koyulmuşlar. Kendilerinden emin bir şekilde padişahın huzuruna çıkmak için ilerleyen üç kötü arkadaş, diğerlerinden kurtulmanın mutluluğuyla kendileri için padişahtan bir şey istemeyi düşünüyorlarmış. İstedikleri şey ise yaşadıkları köyün ağası olarak tüm köye sahip olmakmış. Saraya varan kötü arkadaşlar padişahın huzuruna çıkmak için beklemeye başlamışlar. Son günlerini yaşayan padişah gelen bu üç kötü misafirini salona kabul etmiş. Üç arkadaşın da hayal ettiği gibi tam karşılarında, tahtında oturuyormuş padişah. Ama bu üç kötü arkadaşın hesap etmediği bir şey varmış. Bu şey ise padişahın daha önceden üç iyi arkadaşı izlemesi ve saraya sağ salim gelmelerini sağlamak amacıyla peşine taktığı cellatmış. Bunu bilmeyen kötü arkadaşlar pişkin pişkin isteklerini padişaha söyleyince padişah celladına üç iyi arkadaş olan Sevgi, Sadakat ve Umut’u öldürmek suçundan üç kötü arkadaşı, yani Nefret, Kin ve Yalan’ın vurulmalarını emretmiş. Suçları dolayısıyla öldürülen Yalan, Kin ve Nefret’ten  öldürülürken kara bir duman yükselmiş ve göklerde daha önceden öldürülen Sevgi, Sadakat ve Umut ile birleşip tüm insanlığın yüreğine teker teker düşmüş.Yüreklere düşen bu yalan, sevgi, kin, sadakat, umut ve nefret karışımı bu sayede hepimizin duyguları içinde var olmuş.Ama kimisinde iyiliğin güzelliği ağır basarken, kimisinde de kötülüğün soğukluğu ağır basmış. Hiçbir sınırı ve bedeli olmayan sevginin içimizin derinliklerinden seslenmesi, umudun yüreğimizde bir kuş kanadı gibi çırpınıp durması, yüreğimizin yansıması olan sadakatin, içimizde yer alması işte bu üç iyi arkadaş sayesinde olmuş.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.