birliktelik
Hasret Kokusu
IMG-20160206-WA0091 Çocukluğumu özlüyorum azizim. Hani en soğuk geçen kış günlerinde, yokuştan aşağı kayan o çocuklardaki samimiyeti özlüyorum. Toprağın üzerine dökülen her bir beton yığının, kalpler üzerine dikildiğini hissediyorum. Sevdanın dillerde masal olarak  gezdiğini, yürekten gelen bir dostluğun, yağacak kırmızı kar  kadar imkansız olduğunu düşünüyorum. Kalplerimiz samimi olmayı unutmuş, hayallerimiz bile artık sıradan. Neden var olduğumuzu, bedenin değil ruhu beslememiz gerektiğini çoktan unutmuşuz. Susuz kalmış bir çiçek gibi artık yüreğimiz ya da kalplerimiz kaktüse benzemiş; kendi suyuyla yaşar gibi.. Sevmek kelimesi  Cemal Süreyya’nın kaleminde kalmış, dostluk ise ninelerimizin anlattığı gibi geçmişte, hatta bizim için bile daha dün olan okyanusa düşüvermiş, bulabilirsen ne ala. Kitap arasında kurutulan güllerin kokusuna hasret bu gönül, soba etrafında içilen çayın kokusu hala burnumda tütüyor. Bütün bunların yanında, bir kendimizi  bırakıvermişiz geçmişte, sanki şimdi yaşamıyormuşuz gibi. Dünyayı bir ağaç olarak düşünün, sadece iki saniye. Kuruyan her bir yaprağı, ilk baharın gelişiyle yeşermeyecek olan bir ağaç. Evet böyleyiz aslında. Tekrarı olmayan bir zaman, hadi yeniden denilemeyecek bir hayat. Peki bunca şeye rağmen  birbirimizi sevmememiz neden? Ne güzel demiş atalarımız, "insan oğlu çiğ süt emmiş" diye. Yaşıma yaş eklendikçe, yüzlerden düşen maskeleri gördükçe, samimiyetsiz samimiyetleri hissettikçe daha iyi anlıyorum bu sözü. Üç günlük dünya diyoruz değil mi? Dünü yaşadık, yarınımız ise meçhul. Peki ya bugün? Bugünün böyle olmaması için ne yaptık? Şikayetçiyiz ya hani her halimizden. Kafalarınızı kaldırıp bakar mısınız bir gökyüzüne? Maviliğin etrafında dolaşan kara bulutları farkettiniz mi? Onlarında orada olma sebebi var. Yoksa suya hasret çiçekler ne yapardı yağmursuz. Tıpkı bu dünyada iyiler gibi kötülerinde olması gibi. Ah azizim, sevilmeyi; kitaplardan okumaktan, dostluğu; filmlerden izlemekten sıkılmış gibiyim.Hani nerede her ağladığımızda yanı başımızda duran omuzlar, hani nerede peçete yerine kadife mendiller. Sonumuz mu yaklaştı? Sevmek diyorum kalbime anlamıyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.