birliktelik
Stajda kalite nasıl mı sağlanır?

Görsel

Staj dönemleri, zorunlu veya keyfi akademik kokulu yıllara sıkıştırdığımız bir adım. Bu adımı elde etme öncesinde, büyük koşuşturmayı, hırsı hatta hayali içinde bulunduran bir süreci yaşatır bize. "Ah şu şirkette staj yapabilsem...", " Acaba falan şirkettekiler nelerle uğraşıyorlar?", "Abi özgeçmişimde … holding’in ismi yazsa bana ne kapılar açar?"  vs. söylemleri. Çoğu hatta hepsi mantıklı kaygıları, düşünceleri içinde bulunduran söylemler. Üniversite hayatımda 3.yıl biterken 2.stajıma geldiğim süreçte bu adımları tabi ki bende sektirmedim. Şimdiyse içinde hedeflediğim heyecanla gittiğim stajımda puslu hedeflerin netleşmesini yaşıyorum. Aslında stajım boyunca bir şeyleri yaptım demekten çok, mezuniyet sonrası neleri yapabilirim sorusunun cevabını arıyorum. Büyük oranda yine cevaplarımı hazırladım diyebilirim. Örneğin, Sabah mesaisi nedir? Cevaplamadan önce en zor kabullendiğim soru oldu, bu bir gerçek. 🙂 -her ne kadar erken kalkmaya bir tüccar çocuğu olarak alışkın olsam da İstanbul trafiği esanslı 6.30 da yataktan kalkarak başlanan mesailer travma dolu oldu- Bence staj başladığı andan itibaren şirketin büyüklüğü ne olursa olsun verimliliğini stajyerin belirlediği bir süreç. Staj verimliliğinin altın kuralını işte artık çözmüş olduğumu görüyorum. Altın kural ne mi? Bulunduğun departmanın yöneticilerini, kilit adamlarını bitmeyen sorular ile utanmadan taciz etmek. Çünkü zaten fazlasıyla yoğun olan insanların o departmanda bir stajyerin olduğunu hatırlamalarının tek yolu, sizin doyumsuz öğrenme aşkıyla çırpınıp onlara sorular yağdırmanızdır. Yoksa hatırlanmanız için printer’a bir çıktı gönderilmesini beklersiniz ve içinde sadece fotokopi makinesine gitme öncesi muhabbet ettiğiniz staj deneyimi kalır. Staj yapılan şirketin büyüklüğü ne olursa olsun tüm stajyerlerin zaman zaman fotokopi çekmek kaderidir, bu bir gerçek.  Onunda bir sorumluluk olduğunu unutmamak gerekir. Martin Luther King’in şu sözünü hep aklıma getiririm, verilen sorumluluk ne olursa olsun;  “ İnsan çöpçü bile olsa sokakları Michelangelo’nun resim yapması veya Beethoven’in senfoni bestelemesi veya Shakespeare’in şiir yazması gibi süpürmesi gerekir. Sokakları öyle güzel süpürmelidir ki o sokaktan geçen biri durup ‘ Burada işini çok iyi yapan bir çöpçü var’ diyebilmeli."  Tabi vurgulamak istediğim asıl nokta ise; sadece fotokopiden ibaret staj yapmamak, öğrenme açlığıyla sorular soran stajyerin aşabileceği ayrıntıdır. Merakınızı her alanda olduğu gibi stajınızda da bastırmayın, aksine körükleyin. Örneğin, departmandakilerin kullandıkları PC programlarını, yorgunluk dolu staj akşamlarında kısa kısa araştırın, merakınızı katlayın. -internette bulduğunuz bilgilerde anlamadığınız noktalar çok olacaktır- Gidin sonraki gün merakınızı sorular sorarak törpüleyin. Emin olun bunu bile yapsanız standart bir stajyer olmadığınız onların dikkatini çekecek, size bakış açılarını etkileyecektir. Departmandakiler ile samimi olun, sizi sevsinler ve bilgi açlığınızı gidermeniz için size tavsiyelerde bulunsunlar. Tabi ki samimiyet ile saygısızlık arasındaki ince çizgiyi aşmadan yakınlığı kurun. Öğrencilik hayatımda ki 2. stajımın üçüncü haftasında kalemimden dökülenler bunlardı. Yeni gözlemlerim ile staj konusuna ileriki yazılarda devam etme dileğiyle. 🙂

Adem AKKAŞOĞLU

KTÜ İşletme ve Ekonomi Kulübü

Yönetim Kurulu Başkanı 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.